
Adil yargılanma ve savunma hakları açısından büyük önem taşıyan, çözümü özel bilgi gerektiren konuların daha fazla araştırma ve tartışma yoluyla çözümlenmesine katkı sağlayan, iddia ve savunmayı güçlendirerek çelişme ilkesini hayata geçiren, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde ise hakim veya mahkeme dışındaki muhakeme süjelerinin görüşüne başvurdukları kişiler uzman olarak tanımlanmaktadır. Taraf bilirkişisi, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya resmi bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da resmi bilirkişi raporu hakkında bilimsel nitelikli rapor veren kişiye denir. Bu rapora uzman mütalaası (taraf bilirkişi raporu) denilmektedir.
Taraf bilirkişi raporu, sadece savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesi açısından değil, aynı zamanda ceza muhakemesinin amaçlarından biri olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve adil yargılanma açısından da önemlidir.
Uygulamada, taraf bilirkişi raporu ile dava tarafları, aleyhlerindeki resmi bilirkişi raporunun olası negatif etkilerinden korunmayı veya özel ve teknik bilgilerin hakime izahı ile lehlerine olan durumu ortaya koymayı amaçlamaktadırlar. Resmi bilirkişi raporu alınması hakimin kararına, taraf bilirkişisi raporu alınması ise tarafların kararına bırakılmış olsa da, yargılama sürecinde aydınlatılması gereken konunun özel ve teknik bilgi gerektirdiği durumlarda, tarafların da doğrudan veya avukatları aracılığı ile taraf bilirkişisine başvurmaları savunmalarını güçlendirmek için gereklidir. Bu düşünce, adil yargılanma esası ile çelişmemekte, aksine silahların eşitliği ilkesine uygun olarak tarafların iddia ve savunmalarında güçlerini eşit hale getirmektedir.
Hem resmi bilirkişilik hem de taraf bilirkişiliği, bilimsel yöntemlerle ve bilginin kullanılmasıyla somut olayın mahkeme tarafından daha net anlaşılabilmesi için görüş vermektir. Buradaki temel kriter bilgi düzeyi ve bilimsel metotlardır. Yargıtay, son yıllarda bu yönde adımlar atmış ve bilirkişilerce verilen raporları içeriğine bakarak değerlendirmeye başlamıştır. Aynı şekilde mahkemelerin de bu yaklaşımları önemlidir. Bilirkişi raporunun içeriği dikkate alındığında ve referanslara dayalı, objektif, bilimsel, güncel bilgiye dayanılarak yazıldığı saptandığında, değerlendirmeye alınması, bilirkişilik sisteminin sağlıklı ve verimli çalışmasını sağlayacaktır.
15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi sonrası, savcılık ve mahkemelerde adli bilişimle ilgili resmi bilirkişilik talebinin artması nedeniyle, Adli Tıp Kurumu, Fizik İhtisas Dairesi bünyesinde bulunan Bilişim ve Teknoloji Suçları ile Ses ve Görüntü İnceleme Şubesi, 15.08.2016 tarihli ve 674 sayılı KHK ile düzenlenen ve 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanun ile kurulan Adli Bilişim İhtisas Dairesi bünyesine alınmıştır. Bu tarih itibariyle adli bilirkişilik faaliyetine devam edilmektedir.
Ülke genelinde bilişim suçlarının hızlı artışı nedeniyle, artan adli bilişim bilirkişilik hizmeti talebinin hızlı ve etkin bir şekilde ve konusunda yetkin, sayıca yeterli adli bilişim uzman personel ile karşılanması gerekmektedir. Adli bilişimin gün geçtikçe daha yaygın başvurulan bir ihtisas alanı haline geldiği ve ülke çapında savcılık ile mahkemelerin tüm yetki alanlarını kapsayacak şekilde hizmet verdiği görülmektedir.
Hemen Ulaşın